Gerçek – Ahmet Muhip Dıranas

gelin canlar

AHMET MUHİP DIRANAS GERÇEK

Uyandığı zaman gökte yıldızlar
İnsan düşünür: belki de Allah var!
Tanrısal bir öpüştür söken şafak.

Ne hoştur insanın bir gül açası,
Koşan göklerde kuş gibi uçası,
Bulutlarla yağmur olup ağlamak.

Gitmek, sona ermeden… bir zamanda…
Başıboş bir tekne gibi ummanda;
Fırtınalarda ne yelken, ne bayrak.

Fakat beni sen uyandır, ey zekâ!
Bak, işte önümde her günkü çorba,
Ekmek, kaşık ve kâsesiyle bu aşk.

Sarhoş eden, davet eden bu olum
İçinde ben salt bir ademoğluyum,
Korkan, ölüsünü hatırlayarak.

Ey, ışığın boşandığı gerçek düş!
Bütün zamanı kucaklayan öpüş ;
Yaşamak… eken insan, veren toprak.

Ahmet Muhip Dıranas
-Şiirler-

View original post

Konu kitaplar olunca, konuyla ilgili aldığım notlar

Hoşgeldiniz

Şehirlere, göre büyük kitabevlerinin raflarında her kitabı bulmak mümkün olamıyor. İstediğiniz kitabı temin edebilmek içinde, sipariş veriyorsunuz. Verdiğiniz siparişlerin teslim süresi yaklaşık 10 gün. Durum daha da uzayabiliyor. Bir de bu duruma yeni bir program ilave edildiğinde, çalışan ürünü göremediği gibi servisini de zor sağlıyor. Yaklaşık altı aydır, bu sürecin iyileşmesini ve eğitim verilmesini bekliyorlar.Kitap, bizlere bilginin ne denli eski olduğunu anlatıyor. Bilgi uygulandıkça, kişi gelişim sağlıyor.

Sorum şu, teknoloji çağında geldiğimiz nokta düşüldüğünde herşey online ve hızlı yapılıyorken büyük kitabevlerinin sağlıklı hizmet verip gereken ciroyu yapabilmesi için neler yapması gerekiyor? İlk hedef 🎯 ciroya 😉

  • Personelin motivasyonu nasıl sağlanıyor ?
  • Firmanın kaliteli hizmet verebilmesi için, “kalite konusunda” çalışan uzman bir ekibi var mı?
  • Şirket çalışanlarının yaşadığı sorunlar dinleniyor mu? Yayınevleriyle anlaşmaları nasıl?

Konum kitaplar olunca yaşanılan bu süreci paylaşmak istedim. Amaç kitabın daha fazla okunmasını sağlamak. Çalışan, müşteri bakış açılarında haklı. Sancılı durum beraber daha iyiye nasıl…

View original post 20 more words

Yaşam sana verdiklerini geri verir

tulinberova

Kişilik insanın sergilediği tavırdan bellidir… Kişi yetenek ve özellikleri ile her zaman gözler önündedir… Nitekim kişilik ile ilgili gözlemlerde anlatılanlar da hayli ilginç ve ibret vericidir, işte bir tanesi…’ Sınıf, öğrencilerin gürültü ve patırtısıyla sallanırken çok sert görünümlü öğretmen kapıda beliriyor. İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor. Tebeşiri eline alıyor, tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor. ‘Bakın, bu kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey…’diyor. Sonra 1’in yanına bir 0 koyuyor; ‘Bu, başarıdır. Başarılı bir kişilik 1’i 10 yapar.’ Bir 0 daha koyuyor. ‘Bu, beceridir. 10 iken 100 olursunuz’… Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor: Yetenek… Disiplin… Sevgi… Eklenen her yeni 0’ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor öğretmen, sonra eline silgiyi alıp en baştaki 1’i siliyor. Geriye bir sürü sıfır kalıyor ve diyor ki ‘Kişilik olmadan diğerleri bir hiçtir…’

Güzel bir tanımlama bir bakıma ne kadar okursanız okuyun, bilirseniz bilin, eğer bu kazanımlarınızı gereği gibi gereken yerde kullanamıyorsanız kişiliğinizden verdiğiniz ödün…

View original post 401 more words

ADALET EVİNE DÖN!

ADALET EVİNE DÖN!

 

Sen gittin gideli ne yapacağımızı şaşırdık, dengemiz bozuldu, terazimiz eskisi gibi doğruyu iyiyi güzeli göstermez oldu. Cüzdanlılar arabalarını kolayca dağdan aşırırlarken vicdanımız seni bulmak için yayan yapıldak yollara düştü ama kötülerin engellerini aşamadı, sırtüstü yere düştü, bir türlü ayağa kalkamadı. Yardımına koşan da olmadı…

Ne olur evine dön adalet!

Sen yoksun diye herkes bildiğini okuyor, sadece ben haklıyım deyip birbirlerini suçluyor. İnsaf, merhamet, ayıp, günah gibi duygular yerlerde sürünüyor; sevgi, dostluk, hoşgörü çıkarcıların, dalkavukların ayakları altında eziliyor. Ne olursa olsun aldıran yok!

Niye sesin soluğun çıkmıyor adalet; yoksa organ mafyasının eline düştün de dalağını, ciğerini politika cambazlarına mı kaptırdın?

Evine dön adalet, evine!

“Saraylara layıksın” diyenlere sakın aldırma, kanma, siyasete alet olma, onların tatlı vaatlerine inanma ve tarafsızlıktan ayrılma da mahkemeye işimiz düştüğünde yargıç bizden mi, onlardan mı, paralelci- cemaatçi mi, cüzdanla vicdanı arasına sıkışmış mı deyip kuşkulanmayalım, korkmayalım. Her zaman, her yerde göğsümüzü gere gere dolaşalım.

Hadi ne olur aramıza dön de; paramıza, torpilimize, amcamıza, dayımıza değil, sana güvenelim, sana sığınalım, geleceğe umutla bakalım.

Erhan TIĞLI6fff08267894a73f124f459ca68bbc78

Herşey ❤️ Aşktan 😉🐞Şans, 

Hoşgeldiniz


İnternetin Mucidi Vinton Cerf
Vinton Cerf, 1970’li yıllarda üniversiteyi yeni bitirmiş, yirmili yaşlarının sonunda bir matematik mühendisiydi. Doğuştan kulakları duymayan Carinne’e aşık oldu. Carinne, kimseyle iletişim kuramıyor, telefonla bile konuşamıyordu. California Üniversitesi Matematik Mühendisliği’nde bilgisayarlar arası bilgi transferiyle uğraşan Cerf’in ise tek isteği karısını mutlu etmekti.

İnternet, o zamanlar askeri amaçla kullanılan bir sistemdi. Sivillerin kullanamadığı internet, kısa sürede 200 ayrı sivil kuruma yayıldı. Cerf interneti geliştiren bilim adamları arasındaydı. Ancak o daha önemli bir şey yaptı ve interneti karısının da kullanabileceği bugünkü haline getirdi.

Eğer bunu yapmamış olsaydı internet denilen uçsuz bucaksız dünyada kimse istediği bilgiye ulaşamazdı. Cerf bugün, “Karım artık üniversitede okuyan oğlumuzla bile internet yoluyla konuşabiliyor. Kimbilir belki de interneti karımı mutlu edebilmek için icat etmişimdir” diye konuşuyor.

Mutlu olan insan mutlu eder. ❤️Aşk olunca fark yaratılıyor.

Işık ve Sevgi’yle

Yasemin Emre

View original post