Mizahi röportaj

Bir Numaralı Adam
Gazeteci: Biliyorsunuz, her vatandaşa bir numara veriliyor. Hiç merak ettiniz mi bilmem. Bir numaralı adam kim olacak acaba? Televizyonda, reklâmlarda bir zamanlar bir numaralı adama rastlardık sık sık. Son zamanlarda ortadan kayboldu. Nereye gitti acaba? (Dolaşır, seyircilere bakar. Sırtında bir numara yazılı olan, beden eğitimi yapan bir adamın yanına yanaşır, sorar) Hayrola, ne yapıyorsunuz böyle, yoksa yeni çevireceğiniz bir film için kondüsyon kazanmaya mı çalışıyorsunuz?
Adam: ne kondüsyonu yahu? Anarşik bir olay çıktığı zaman çabucak kaçabilmek için alıştırma yapıyorum. (Elini kolunu kaldırır, sağa sola koşar)
Gazeteci: Çok şakacısınız. Üstünüzdeki giysiler dökülüyor. Oysa biz sizi çok şık giyinir bilirdik. Yoksa bunları rol gereği mi giydiniz?
Adam: Ne rolü be kardeşim, yoksulluktan giydim yoksulluktan.
Gazeteci: Televizyondaki bir numaralı adama pek benzemiyorsunuz. Çok iyi bir makyaj yapmışsınız. Bravo doğrusu!
Adam: Ne makyajı yahu? Benim karım bile yapamıyor o dediğin şeyi.
Gazeteci: Makyaj yapmayan, yapamayan kadın olur mu? Neyse, geçelim orasını. Bir numaralı adam olmanızı neye borçlusunuz?
Adam: Efendim, anlayamadım. Borç mu dediniz, uçan kuşa bile borcum vardır benim.
Gazeteci: Devlet gibi bir adamsınız öyleyse. Nereden giyiniyorsunuz?
Adam: BPS’den.
Gazeteci: Efendim? Anlayamadım. Neresi orası?
Adam: Bit pazarı sanayi. Anladın m enayi!
Gazeteci: Anladım anladım.Peki sırtınızdaki bir numaranın anlamı ne?
Adam: Haa o mu? Bizim yoksulsporun kalecisi sakatlanmış, onun yerine kaleci duracağım da…
318128_415830001791077_166151263425620_1221819_642474751_n

Advertisements

UNUTULAN – Ahmet Telli

gelin canlar

AHMET TELLİ UNUTULAN

Meşe ve incir ağaçlarının orda
pırıl pırıl akıyor soğuk bir su
güneşin ve toprağın kokusu
hareleniyor ışıltılarla

Git otur suyun başına
ve çıkar kıl heybenden
kekik kokulu peynirle
bir dilim kara ekmeği

Meşe ve incir ağaçlarının
ürperen dallarına bak
Aşktır böyle güzelleştiren
doğayı, yaşamı ve seni

İstersen bir türkü tuttur
ve kalkıp yeniden başla
günün gecikmiş işlerine
yaşam ertelenemez çünkü

Alnında tomurcuklanan ter
bırak yaksın göz kapaklarını
ve bir top alev gibi
yalayıp geçsin yanağını

Akşama doğru yeniden
ovaya ve göğe bakacaksın
işte o an yüreğinde
küçük bir kıpırtı olacak

Unuttuğun bir şey vardı
kapını çalıyor şimdi o
ve daha gün devrilmeden
patlatıyor tomurcuğunu
yüreğinin kıvrımlarında

Ahmet Telli
-Saklı Kalan-

View original post

ELLERİ BAYRAM – Aslı Durak

gelin canlar

ASLI DURAK ELLERİ BAYRAM

çiçeklerle gelir kibar hırsız yaz
çalar gider acılarımızı

usulca yaşlanır
analardan kızlarına kalan sabır
özlemler eskir sandıklarda
Bursa ipeklisi çarşaflar
gelinlik hamam havluları
siyah beyaz filmlerden kaçmış veremli kızlar
dilsiz aşklar
beyaz mendillerde kan çiçekleri

ansızın kapı açılsa oda sevinir
öper halılar adım seslerini

geç saatlerde
saklanırız karanlığımıza
bir gülümseme gelir
çizer gözlerimize resmini

bayramlık mendiller babaannem kokar
içinde lokumla badem şekeri birbirini öper
çocukluğum sevinir

babaannem elleri bayram

şimdi
şimdi mendiller kağıttan

Aslı Durak
-Aslı Gibidir-

View original post

Orada bir Muğla var, Güney’de..

Dilruba Türkmenoğlu

Evet Ege’li olmak, Güney’de yaşamak diğer bölgelerde yaşayanları anlayamamak! Taşı toprağı altın memleketimin eyvallah da bizim taraflar bir başka.. İzmir’de doğup büyümek üstüne doğal güzelliğin en üst seviyesi Muğla’da Üniversite okumak herkese nasip olmaz.. Ama bana oldu. 🙂

Öyle ki Muğla’yı gördükten, yaşadıktan sonra başka ne bir şehri ne bir ülkeyi görme ihtiyacı hissediyorum. Muğla hala sakin, hala temiz, hala samimi.. Belki tam 6 sene orada gençliğimin en deli zamanlarını geçirdiğim içindir, anılarım için bilemem ama bugüne kadar Muğla’yı gezip de sevmeyen birini daha duymadım.

Bir balıkçı köyü olan Akyaka’da balık ekmek yemeden, Yuvarlakçay’da bir iki sallanmadan, liman kenti Marmaris’in canım koylarını görmeden, dönüşte bir de Akçapınar’ın meşhur tostçusuna uğramadan en son Belen Kahvesinde kahvenizi yudumlamadan ölmeyin derim ben✋🏼

Görülmesi gereken o kadar güzel yerler var ki o küçük şehrin içinde. Adım başı sizi keşfedilecek bir yer bekliyor olacak. Tamamen organik pazarlarına girdiğiniz zaman siz bile anlamadan Muğlalı oluverirsiniz 😄…

View original post 31 more words

LÂDES – Nazım Hikmet

gelin canlar

LÂDES - Nazım Hikmet

Lâdes tutuşalım seninle diye
Dün gece yalvardım şen sevgiliye
İmalı bir eda verip sesine,
Sevgili dedi ki: “Söyle nesine?”
Dedim: “Aldatırsam eğer ben seni,
Bir kere öpeyim beyaz enseni;
Aldanırsam üç gün yüzüme bakma!
Saçını önümde çözüp bırakma!…”

Görelim yenecek diye kim kimi,
Güldü, kabul etti bu teklifimi.
Artık her sözümden bir hile seçti…
Dakikalar geçti….Saatler geçti…
Ne onu aldattım, ne de aldandım,
Bu böyle senelerce sürecek sandım…
Onun dalgınlığı benden de derin,
Eski bir şark işi ipek minderin
Bir ucunda kendi, bir ucunda ben,
Gözlerimiz yerde düşünüyorken
Ne hile bulalım diye yarına,
Birden o saçını omuzlarına
Tel tel dağıtarak başımda durdu.
Sonra dizlerime düşüp oturdu
Dedi ki: “Yakınlaş! Yakınlaş! Eğil'”
Artık ben ladesi cezayı değil
Bütün varlığımı unuttum bir an…
Bu beklenmeyen iltifatından
Binlerce ihtimal gelirken akla.
Dedi: “Şu fildişi ince tarakla
Saçlarımı tara hiç incitmeden!”
Daha tarağa elim gitmeden
Güldü “lâdes” diye yerinden kalkarak :
Düştü parçalandı yerlerde…

View original post 5 more words

EVLER YENİDEN BEYAZ – Melih Cevdet Anday

gelin canlar

MELİH CEVDET ANDAY EVLER YENİDEN BEYAZ

Sabah oluyor ne güzel dedin
Sabah oluyordu birbiri arkasına
Yetişemiyordun gözlerin kapalı
Göz yeni doğmuş bir çocuktur
Unutmayı hatırlar her sabah
Her sabah, her sabah – Ne korkunç-
Cam gibi bir şey değer yüzümüze
Açlık bir güneştir serin
Ve bahçeli. Sabah oluyor dedin
Sabahın yarısı horoz
Yarısı yok…

Melih Cevdet Anday
-Göçebe Denizin Üstünde-

Görsel : Vladimir Zhdanov…

View original post

Aşkın ömrü üç yıldır filminden aşk ve evlilik üzerine ilginç saptamalar :)

Hayata Dair Notlarım

Film Bukowski’nin bir konuşmasından alıntı ile başlıyor. Aşk sis gibidir, gerçeğin ortaya çıkması ile kaybolur.
İnsanlar evlenmeden önce boşanma davalarının yapıldığı mahkeme salonlarının önünde sıralarını bekleyen çiftlerin konuşmalarını izlemeliler. Bu onlar için bir yerde aşı gibi olacaktır.
İlk yıl mobilya alırsınız, ikinci yıl mobilyaların yerini değiştirirsiniz, üçüncü yıl mobilyaları paylaşırsınız.
Evlilik gelinlik mağazaları için tasarlanmış bir operasyon
Telefon mesajınıza bir gün içinde cevap gelmezse stratejik olduğunu düşünürsünüz, ikinci gün gelmezse üzülürsünüz, üçüncü gün gelmezse aşık olursunuz. 🙂

View original post

HER GÜN BİR ŞİİR – Özdemir İnce

gelin canlar

000

Bu adalar denizinde her gün bir şiir yazarım diyordun,
bakarak taş anıtlara, sarmaşıklara, zakkumlara, göktaşı denize,
her gün bir şiir, yurdum için, sevdiklerim, sevmediklerim için,
her gün bir şiir, düşünerek kayan toprağı, öldürülen doğayı, öldürülen insanı,
duyarak acısını her günü her çağı onurlandıran ölülerimizin.

Bu adalar denizinde her gün bir şiir yazarım, diyordun,
ve örselenmiş konuların da şiirini yazmalı,-
kim örseledi, ne zaman, başkaları mı, biz mi, kim?- :
kendimizin, göçebe tarihimizin, göçmen ve çocuk çirkinliğimizin,
kendimizin, göçebe tarihimizin, göçmen ve çocuk güzelliğimizin
her gün başkalarına, çırak ellere bıraktığımız şeylerin şiirini,
her gün bir bardak soğuk su içmek için komşularımızın ellerinden,
unutmamak için, bağışlamamak için bize vuran öteki elimizi.

Özdemir İnce
Haziran, 1981
-Varlık Şiir Antolojisi-

View original post

​Bir çiçeğin hissettirdikleri :)

Sevgi ve dostluk benliğimizde çiçekler açtırır
bizi güzelliklere ulaştırır.

Hoşgeldiniz

Aynı daldan çıkan çiçekler, ayrı yönlere bakarak, bir gövdede, topraktan yükselirken, tek bir çiçeğin adını oluşturuyor.

Susmayı öğrendiğin de yazmanın önemi artıyor. Kelimelerin ritmi büyük bir arayışa götürüyor. Birliği oluşturan ” insan” kelimesinin anlamını aramak gibi.

İçindeki yaratıcılığın bir yarar sağlayacağı alanda sorularınla öğrenir ve gelişirsin.

Enerji verecek şeylerle yükselirsin. Her günün anlamı yazarak büyümek için bu denli önemli.

Birine söylemek için sözün olduğunda ve illa söylemek istediğinde, kapısında olursun.

Kapını açtığında “sen” var mı?

Işık ve Sevgiyle

Yasemin Emre kaleminden güne.

View original post