Beşiktaş Sahilinde

Her zamanki gibi
güneşli bir günde
Beşiktaş sahilinde oturdum
denize baktım
gönlümü aşkın uçurtmasına taktım
martılarla birlikte
gökyüzü denizine aktım

Advertisements

SAVAŞI BEKLERKEN – Gülten Akın

gelin canlar

GÜLTEN AKIN SAVAŞI BEKLERKEN

Nergisten sorumlu değilmişim bunu öğrendim
Kar umarsız yağabilir, ayaz çıkabilir
Uzun sürebilir, kötü şeyler olabilir
Nergis uyanmayabilir

Ne ışgını ne dalı sor ne de tomurcuğu
Aklım kırık, şaşırdı beklentilerim
Kimyasal korkular, kanlı gecelikler, dalgalı sirenler
Çocukları koyver, nereye gitseler ne yapsalar
Nasılsa füzeler bombalar onları buluyor

Nergisten ben sorumluydum, ışgından ve çocuklardan
Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur.

Gülten Akın
-Uzak Bir Kıyıda-

View original post

KANAT VE YÜZGEÇ – Cahit Koytak

gelin canlar

CAHİT KOYTAK KANAT VE YÜZGEÇ

Bugün, biraz okuyunca, Beylerbeyi, Eyüp arası,
benim şu özel okuma pistimde,
işe giderken, İETT otobüsünde,
“Aferin oğlum, ha işte şöyle!”

diye seslenesim geldi sana, Çağrı,
oğlunun, gol değil, hayır, henüz gol değil,
iyi paslar attığını gören,
futbol hastası bir baba gibi

Ve kulak verince senin,
ömrünün ilk çiçeğini açan
yeniyetme bir kiraz ağacı gibi
genizden konuşan kimi dizelerine,

bıyık altından gülesim geldi,
öyle işte, tatlı tatlı gülesim geldi,
fidesinin işi kavradığını gören
yaşlı bir kiraz ağacı gibi.

Oysa daha tanımıyorum seni;
ama hissediyorum ya, bu daha önemli,
‘Yoksulların ve Şairlerin Kitabı’na geçmek
ve böylece benim şu turna sürüsüne,

sonra da ‘Virtüoz Yunus Balıkları Topluluğu’na katılmak için
süsleyip püsleyecek geniş kanatlarının
ve altın yüzgeçlerinin olduğunu.

Cahit Koytak
-Yoksulların ve Şairlerin Kitabı-

View original post

Sallanan Eller – Oruç Aruoba

gelin canlar

20841150_910731989078394_4850300718138516030_n

Zeynom:

Giderken dalgaların ardından baktım sana yıllardan sonra
Hiçbirşey eskimemiş
Herşey yepyeni
Olabilir mi?

Ne çok duygu yaşanıp geçmiş
Denizde sürüklenen iki somun ekmek
Yemyeşil bir sarmaşık, kökleri kopuk
Ne çok yol, ne az varış

Güneşin kuruttuğu, rüzgârın savurduğu
Karın soğuttuğu, onca iççekiş
Günlerin yavaş akışla oluşturduğu
Ne az yer, ne çok geçiş

Geçmedik belki, gitmedim belki ben
Sen orada uzaktan el sallarken
Rüzgâr sustu, dalgalar durdu
Ne çok gidiş, ne az ayrılış

Gelirken herşeyinle koşup gelsen bana yıllardan sonra
Hiçbirşey değişmemiş
Herşey eskisi gibi
Olabilir mi?

Oruç Aruoba
-tümceler-

View original post

Bayan Nihayet’in Yaprakları – Buket Düzgen

gelin canlar

BUKET DÜZGEN BAYAN NİHAYET İN YAPRAKLARI by Adelina N

Kimsenin kalbine dokunmayan iri cümleler,
bir noktada son buluyordu.
“Acıttınız!” demek isterdi Bayan Nihayet.
Oysa öfke gür, noktalar kesindi.
Susakalıyordu her defasında.
Sustura sustura öğretilirdi en çok, kadın olmak…
Bayan Nihayet de susar gibi gözüktü de, kalbi susmadı.
“Acıdı!” dedi biraz geç, ucu açık bırakılmış parantezlere.
Ve bir gün kuşlar dolmaya başladı içine maviler dolusu.
Beyaz yalanlar gibi beyaz hırsızlıklar da varmış;
Karalar bağlarken öfke, öyle çok mavi çaldı ki gökyüzünden.

Sayamayacak kadar çok
ve arsızca çaldı Bayan Nihayet…

Yastığının altına bakardı her sabah, duruyor mu diye düşleri.
Saklamak huyu oldu; fısıldardı düşlerini içinin yapraklarına.
Kanatlara benzerdi; yazarken uçar uçar, konardı bir kıyıya:
“Sakın düşlerinizin ağzına yalancı emzik vermeyin,
bir gün büyüyor; susmayacak kadar!”

Sayamayacak kadar çok
ve arsızca sakladı Bayan Nihayet…

Kanatmak yerine bir diğerini, hayatın oyunlarına sığınıyordu
Düşlerden, hafifletecek sözcüklerden, renklerden çekip alarak.
Hayatı öfkesiyle yoranlardan hesapsız,
Katlanmayı öğreniyordu önce kendine.
Bitimsiz bir çabaydı onun tahammülü.
Geniş bir…

View original post 39 more words

İNSANLAR ARASINDA – Afşar Timuçin

gelin canlar

AFŞAR TİMUÇİN İNSANLAR ARASINDA

Kır saçlı görgülü adamlar
Akşam peynirle rakı içer
Dünyayı yorumlardı
Bazıları şiir bile yazardı
Bazen de denk düşerdi takılınca
Kitaplara bile geçti

Sessiz akardı sular
Kalçalı gecelikli kadınlar
Hem anlayışlı hem titiz
Gün boyu güzel yemekler yapar
Durup durup bir kaygıyı anlatırdı
Ben türkü söylerdim bu sesimle

Süslü kızlar düş kurardı geceleri
Sabah adı konulmamış bir sevda için
Erkenden sokaklara düşerdi
Arkalarından seslenirdi anneleri
Yitirilmiş bir şeylere ağlar gibi

Garip garip oğlanlar
Anlaşılmaz sevdaların peşinde
Koştururken sabah akşam
Sözde kuşkulu duygulu sevecen
Kimbilir hangi bozgundan kalma nineler
Komşulara torunlarını anlatırken
Kış gelir alabildiğine yağmur yağardı
Evlere çekilirdik erkenden

Afşar Timuçin
-Akşam Türküleri-

View original post

Metin Eloğlu (11 Mart 1927 – 11 Ekim 1985). Anısına saygıyla..

gelin canlar

METİN ELOĞLU 11 EKİM 17

Lokman Hekimin Sev Dediği – Metin Eloğlu

Bu yürek seni seveceğini biliyordu herhalde
Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir
Bire bin veren buğday
Elmadaki mayhoşluk
Hukuku beşer
Çınçınlı hamam
Çizmeli kedi
Sanki elleriyle komuşlar gibi
İkimizden bir işmar

Seni sevmemiş olsam sözlerim yarı yarıya
Gözlerim yarım
Ellerim Çolak Hüseyin eli
Seni sevmesem nefes almayı beceremem ki
Bugün günlerden ne
Cumartesi
Seni sevdiğim için Cumartesi elbet
Seni sevdiğim için bak Temmuz ayındayız
Ayşe Onbaşı Pir Sultan Abdal büsbütün sevdalıyım sana
Bu gemiler nereye gidiyor seni sevdiğim için
Seni sevdiğimden suyun akası geliyor
Bacaların tütesi
Nurhayat’ın halleri seni sevdiğim için güzel
İbrahim’in dilleri
İnsan seni sevince tutsaklığa kızar tabii
Savaşın adı geçse cinifrit olur
Ereğli’nin kömürünü düşünür ne kömür o be
Raman’ı düşünür Çukurova’yı düşünür
Seni sevdiği için Haliç’te bir uğultu
Marmara’da bir deniz
Isparta bahçesinde güller seni sevdiğim için koncalanıyor

Seni sevdiğim için kilim dokuyorlar Avşar’da
Yarın sabahlar seni sevdiğim için…

View original post 253 more words