CAN KURTARAN…

CANKURTARAN

Cankurtaranımızdır sevgi ve dostluk
İmdadımıza koşmaya hazırdır
Hemşiresi, doktoru, serumu aşkın
Sonbaharımızı som bahar eder
Sarar gönlümüzün yarasını
Ondadır dertlerinin dermanı
İlgi yoksulu hastaların
Yalnızlık mahkûmlarının
2aj13wl

Sorgulanmamış yaşam yaşanmaya değer değildir.

Hoşgeldiniz, AŞK'la Yazarım, AŞK'la Okurum . Sevdam, nefes alan, kelimelerden yana. Tomris Yasemin Emre

Kaç yazımız ya da sonbaharımız kaldı. Belki yirmi? Ya da otuz? Duygularla savaşacak kadar zamanımız yok. Hayallerimiz tükense de, Mutlu olmak İçin kararlı olmak zorundayız. Yeni hayaller yaratmayı istemek zorundayız.

Bazen önümüzdeki yaşama yer açmak İçin planladığımız yaşamdan vazgeçmemiz gerekebilir.


Pusula ,Tammy Kling & John Spencer Ellis ,

Olduğunuz yerden Olmak istediğiniz yere.

Kitapla bundan altı yıl önce karşılaştım. Ruhunuz duruma el koymaya çalışıyor ve en büyük destekçiniz olmaya gayret ediyor. İş ki sesini duyabilmekte tüm mesele.

Yaşadığınız her anın farkında olabilmeniz dileğiyle. Belki de yaşam, ulaşmak istediklerimize giderken, başımıza gelenleri fark edebilme sanatıdır. 😉 Başınıza gelenler ve onları en iyi şekilde karşılayabilmek, asıl ödül bu olsa gerek.

Huzurda kalmanız dileğimle. ⭐️🌙Geceye .

Işık ve Sevgi’yle

Yasemin Emre

View original post

ÜZÜMLÜ AŞK

ÜZÜMLÜ AŞK

Çarşıdan üzüm aldım
Üzüm değil bal aldım
Tam yemek üzereyken
Aklıma geliverdi
Yârin üzüm gözleri
Öyle sarhoş oldum ki
Eşsiz güzelliğiyle
Gönlüm şiirle doldu
Aşk denizine daldım
İnci mercan çıkardım

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek – Adnan Yücel

gelin canlar

ADNAN YÜCEL YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK 4.jpg
4.

Ol sevda ki bize bir murattır
Yılgınlığa karşı direnci söyler
Hep aşkla temizler yüreğimizi
Dudaklarımızda kirlenmez türküler
*

Bir inancın yüceliğinde buldum seni
Bir kavganın güzelliğinde sevdim
Yürek yüreğe sevmelerin
Göz göze gelmelerin yasaklığında
Bazen bir pınar
Bazen bir çağlayan
Dudaklarından döküldü kuraklığıma
Yeşerdi toprağım
Her gün yeniden çoğaldım

Susamıştım
Açtım
Sancılıydım binlerce kez
Sığmaz olmuştum deli poyrazlara
Sesimi saçlarına bağlamıştım
Ve aşksız geçen her günün adına
Aylarca dizlerinde ağlamıştım

Çıplak bir dağbaşıydı geride kalan
Ateşsiz bir dumandı
Susmuştu çoşkunun sarhoş bayrakları
Yepyeni bir yaşamı başlatan ölümler
Artık yanlışa karışmış bir yalandı
Öyle diyordu bildirilerdeki mavi çığlıklar
Bir yanımız büyük bir ülkeydi kimsesiz
Bir yanımız yine bize düşmandı
Oysa yalnızdık dünyanın orta yerinde
Yitip giden pembe çocukluğumuz
Yine zamansız büyümüş bir kandı

Hayır
Ege’de tütün değildi kimse
Çukurova’da pamuk
Konya’da buğday değildi ağlayan
Ucu kırık bir kalemdi yalnızca
Bir de yakılan kitap
Ve bıçaklanan defterdi bağıran

Ya yıllarca bize…

View original post 222 more words

BOĞAZ’DA GECE – Ahmet Hamdi Tanpınar

gelin canlar

Ahmet Hamdi Tanpınar BOĞAZDA GECE

Bir kadın doğdu bir lahzada
bir dalganın sağrısından
siyah, lacivert bir kadın
köpük köpük saçlarıyla
yaşadı, sevdi, öldü bir lahzada
hazdan çığlıklar atarak
yaşamanın ötesinde…
Bu eski Burgoyn şarabı sert
ve buruk lezzetinde
yavaş yavaş ve adım adım
yumuşak bir gece gibi ilerliyor bende.
Sanki ömrümü baştan başa toparlayan
bir rüyanın ortasındayım
iki sevgilim Paris ve İstanbul
el ele raks ediyorlar derinde,
bütün yazlarımın bahçesinde

Ahmet Hamdi Tanpınar
-Bütün Şiirleri-

View original post

Müsade edersen nefes alacağım 

tulinberova

Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu. Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler. Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden… Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Şiir ve Hümeyra Sesi ile seslendirilen müziği unutmak mümkün değil… Yahya Kemal’i her zaman hatırlayanlarız ama yaşadığı olaylarda kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevapları ile ünlü olduğunu da biliyoruz… Nitekim Çok şişman olan Yahya Kemâl, bir yokuşun sonundaki lokantanın önünde dinlenirken, içeriden çıkan garson: -Buyurun beyim, diye atılmış. Ne alırsınız? Yahya Kemal, tebessüm edip: -Evlât, demiş. Müsaade edersen biraz ‘nefes’ alacağım. Nefes almak konusunda oldukça çarpıcı bir cevap olsa gerek… Okuduğum zaman ilgisi…

View original post 317 more words

MUTLULUK – Carl Sanburg

gelin canlar

CARL SANBURG MUTLULULK

Sordum bana hayatın anlamını öğretecek profesörlere
Nedir mutluluk, diye.
Ve üşenmeden gittim, ünlü yöneticilere
Onlar ki patrondur; çalışanları var binlerce
Hepsi kafasını salladı bana bir gülümsemeyle
Ve düşündüler onları benzettiğimi enayiye
Ve sonra bir Pazar günü öğleden sonra
Dolaşmaya çıktım. Desplaines nehrinin kenarında
Derken Macar bir aile gördüm, uzanmışlar ağacın altına
Çoluk çocuk hepsi beraber, bira fıçılarıyla ve akordeonlarıyla
Cevaptılar mutluluğun ne olduğuna.

Carl Sanburg
(1878-1967)

Ressam Nuri Abaç

View original post

Ayna – Engin Turgut 

gelin canlar

ENGİN TURGUT AYNA

Aynadaki ruhun canı acımasın ki sır hayata dönüşüyor
tendeki gövde ve senin kadar bir sevgili gelmedi ki yeryüzüne
ama aşk bunu nerden bilsin. Ben insansam ve bir daha inansam
ve şarkılarım hep yarım kalsa. Uzun uzun çalsa şu gitar ve benim nar yüzlü sevgilimin üzüm gibi bakan üzgün gözleri ışıldasa ve şair kalbimize fısıldasa: “Sevmek ne uzun bir kelime”
ve “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni”. Köhne bir kır
kahvesinde yüzün mavi bir gurbetse ve hayat ve ben bu yüzden
düşmüşsek klişe bir inceliğe, benim gönlüm ayna kadar derin
kırılabilir sana, ama ne çıkar ki bundan!

Işığın kenarına bırak beni
Ben senden gidemeyenim!

Engin Turgut
-Esrik-

View original post

UYAN ARTIK

Site başlığı

image

Bazen uykusuz geceler, bazense uyku dolu gündüzler. Hem uyku-lu günler, hem uyku-lu geceler. Uyurken her şey güzel, yorgana sarılıp yastığı düzeltiyosun, rüyalar arasında gidip geliyorsun. Sonra bi ses: “uyan artık” diyor. “Sen, uyan artık!” Sen duymak istemiyorsun. Tatlı uykunda, bedeninde kalmak istiyorsun. Ses tekrarlıyor: “UYAN ARTIK, TAM ZAMANI!”. Sen, o zamana ben karar veririm diyorsun, alarm daha çalmadı, çalınca kalkarım, hayatı kontrol edebiliyorum zannediyorsun. Ardından, dışardan kocaman bir ses geliyor, merak edip, korkup bakmak için pencerenin yanına gidiyorsun. Hiç görmediğin kadar güzel kediler, köpekler, çiçekler, ağaçlar, rengarenk otlar, çocuklar ve yetişkinler HEP BİRLİKTE eğleniyorlar ve sana “UYAN ARTIK, HADİ ARAMIZA GEL” diyorlar ve sen hala korkunun gereksiz olduğunu farkedip, dönüp “5 dakika daha uyumak istiyorum, birazdan geleceğim”diyorsun. Sen uyurken, ben uyurken hayat kaçıyor! İyi ve kötü diye tanımladığımız her anıyla, bize bahşedilmiş, her anı ayrı kıymetli, birlikte elele yaşanası hayat kaçıyor. Onun alarmı yok, onun senin keyfini bekleyecek hali de…

View original post 148 more words