DÜŞTÜ DÜŞTÜ NE DÜŞTÜ!?

DÜŞTÜ DÜŞTÜ NE DÜŞTÜ? Şeyhi, “Yine zevrakı derunum(gönül gemim) kırılıp kenara düştü/Dayanır mı şişedir bu, rehi sengsare(taşlık yola) düştü” diyor. Akılma düşmekle ilgili sözler geliyor: gözden düşmek, çaptan düşmek,kötü yola düşmek, maskesi düşmek, yoksul düşmek, saçına ak düşmek… Şöyle bir söz vardır bir de düşmekle ilgili; Rüştü denize düştü, buna balıklar bile gülüştü. Bu düşmek öyle düşmek değil ama, iş başa düştü; anlatıvereyim. Bugün ikinci cemre(suya) düştü. Umutlarımız suya düşmesin de ne olursa olsun değil mi ya! Böyle düşüş dostlar başına…

 21061
Advertisements

Sahil

şiirinizi ilgi ve beğeniyle okudum. elinize ve gönlünüze sağlık.

Yorgun Mühendisin Notları

Siyah bulutlar kaplı gökyüzünün altında,

Bozuk bir çarşaf gibi hırçın bir deniz.

Martılar hep bir ağızdan aynı şarkıyı söylüyorlar,

Ve,

Banklarda oturmuş insanlar eşlik ediyor onlara.

Dokunur dokunmaz yere iniyor bulutların göz yaşları

Ve,

Çiseleyen yağmurun altında,

Çıplak bir yürekle bekliyor adam,

Gel.

Gel ki,

Isınsın ıssız yüreğim diyor.

Gel ki,

Kardelenler baş kaldırsın,

Sahipsiz sokaklarımın kaldırımlarında,

Her şeye inat.

Gel.

Gel ki,

Çözülsün buzullar,

Dağılsın tüm bulutlar.

Durulsun deniz.

Gel ki,

Bitsin uykusuz geceler.

Mesela bir tiyatro çıkısında,

Sigaramı sararken,

Ya da rastgele yolda yürürken,

Tut yüreğimden götür bilmediğim yerlere,

Keşfedilmemiş yerlerine.

Bırakalım bu şehri arkamızda,

Koşalım,

Tutamasın kimse.

Sonra,

Bir ağacın gölgesinde oturalım.

Kimse konuşmasın.

Yasla başını omzuma,

Tut ellerimi,

Rüzgar anlatsın, biz dinleyelim.

….

Herkese merhabalar, hayat bazen karşınıza sizin hiç beklemediğiniz fırsatlar çıkarabiliyor işte bu şiirle benim de karşıma hiç beklemediğim bir durum çıktı. Bir dergide şiirimin yayınlanmasının yanında kurul üyesi olma fırsatını da yakalamış oldum ve…

View original post 25 more words

CEMRE NEREYE DÜŞER?

CEMRE NEREYE DÜŞER?

Takvimlere göre şubat ayının yirmisinde cemre havaya düşer ve baharın ucu gözükür. 27 Şubat cemre suya, daha sonra da 5 martta toprağa düşer, havalar ısınır, bahar kendini daha çok göstermeye başlar. Gerçi mart çıkmak istemez, mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır, arada sırada soğuk olur, hatta kar bile yağar ama artık kışın can çekişmesinin önüne geçilemez, bahar yeli kış yelini kovar, çiçeklerin allı yeşilli açmasıyla gönlümüzde taht kurar.

Cemre ateş demektir, bir simgedir. Bir yere düşmez, havaları ısıtır sadece. Çinlilere göre her cemre, güneşle doğanın zifaf gecesidir. Kuşlar bu buluşmayı kutlarcasına ötüşürler, böcekler, arılar, kelebekler düğün gününün muştucusudurlar. Güller tomurcuklanır, yüzlere bir sevinç gelir, içimizdeki duygular depreşir, güzelleşir, evrene mutluluk gelir, yerleşir…

Bir gazeteye torpilli bir genç alınmış. Genç, torpilli olduğu için pek çalışmadığı gibi kimseyi takmıyor, gazetede çalışan herkese saygısızlık ediyormuş. Bu saygısızı bir türlü kovamayan yazı işleri müdürü onu yanına çağırtmış:

“Gölbaşı yöresine cemre düştüğü söyleniyor. Git şunun resmini çek de gel. Başaramazsan sakın geri gelme!” demiş.

Şımarık genç gitmiş, gidiş o gidiş! Kendisinden haber alınamamış.

Birkaç gün sonra jandarma karakolundan bir telefon gelmiş:

“Sizin bir muhabiriniz buradaki tarlaları, bahçeleri dolaşıp düşen cemrenin resmini çekeceğim diye tutturuyor. Deli midir nedir? Şuna bir şey söyleyin” diyormuş komutan.

Müdür doğaya düşen sıcaklığın resminin olamayacağını bildiği için karakol komutanına gerçeği açıklamak istemiş, tam, “Biz onunla dalga geçtik. Bilgisini ölçmek istedik” diyecekmiş ki, karakol komutanı sözlerini sürdürmüş:

“Beyefendi bu ne biçim iştir, cemre düşecek de bizim haberimiz olmayacak mı yani? Eğer öyle bir şey olsaydı nöbetçiler görür, bana bildirirlerdi!”

Cemre nasıl bir şeydir, size hiç cemre düştü mü, düştüyse ne zaman ve nerenize düştü?

Cemre kalbe düşen aşktır, sakın unutmayın! Cemrenizi, şimdi müsait değilim, git, sonra gel! Bunca işimin arasında sen de nereden çıktın, diye sakın azarlayıp kovmayın.

Bu konudaki bir şiirimle yazıma son veriyor; hepinize hayırlı cemreler diliyorum.

Havama cemre düştü

Selam yolladım kuşlarla

Gökyüzünün mavisine

Yaşım yirmiye dönüştü.

***

Toprağa cemre düştü

Umut taşıdı gönlüme

Karıncalarım, arılarım

Mutluluğu bölüştü.

***

Suyuma cemre düştü

Coştu ırmaklarım

Açtı tüm çiçeklerim

Börtü böcek gülüştü.

***

Kalbime cemre düştü

Yeşerdi solgun umutlar

Eridi kar, dindi fırtına

Vardım yaşadığımın farkına!

 

Erhan TIĞLI

***********

Okumak ve Yazmak

Halit Payza, TMOLOS Edebiyat dergisindeki yazısında Mehmet Eroğlu’dan bir alıntı yapmış. Şöyle diyor Eroğlu; “eğer bir insan yüz birimse, eğitimi bunun yalnızca yüzde onunu verir insana. İnsanın yüzde doksanı sonradan edindikleridir. Okumak, işte burada devreye girer. Okumak, en az yatırımla en çok getiri sağlayan bir eylemdir de. Öte yandan eğer yazmak istiyorsanız, olmazsa olmaz bir ön şarttır.Yazmak ancak okumakla mümkün olur.”
Kitap okumanın önemini ve değerini kavrayamayan internet okuyucularının(!) kulaklarına küpe olmalı bu söz.
Ustaların yazdığı şiirleri, şiir kitaplarını okumadan şiir yazmaya kalkanlar da ve yazdıklarını şiir sananlar da son parağrafı okumalı. İyi okumayan iyi yazamaz!

DİLEĞİM

CEMRE havaya suya toprağa düşeceğine
politikacıların kalplerine düşsün
en yüce değer bilinsin sevgi ve dostluk
güzellikler ve mutluluklar bölüşülsün
doğruya iyiye güzele yönelsin herkes
barışsın, kucaklaşsın, insanlaşsın!