Acı Gerçekler(Hürriyet gazetesinde-11 haziran) Yalçın Bayer’in köşesinde çıktı)

ACI GERÇEKLER…

Cehennemden korkuyoruz ama dünyayı cehenneme döndürmekteyarışıyoruz!

Cennet doğayı kirletiyor, doğal güzelliklerin ırzınageçiyoruz…

Rahat huzur batıyor bir yerlerimize, kavgasız gürültüsüzyaşayamıyoruz!

Gözlerimizi kamaştırıyor sevginin ve dostluğun ışığı

Savaşın kinin nefretin karanlığına sığınıyoruz…

Özveriyi erdemi çöpe atıp bencilliği tahta çıkarıyoruz!

Ondan sonra da “Biz niye böyle olduk?” diye dövünüyoruz…

Erhan TIĞLI

**********4c626e65e0120a35879ebe1dcfc79503

ACI GERÇEKLER

ACI GERÇEKLER…

Cehennemden korkuyoruz ama dünyayı cehenneme döndürmekte yarışıyoruz!

Cennet doğayı kirletiyor, doğal güzelliklerin ırzına geçiyoruz…

Rahat huzur batıyor bir yerlerimize, kavgasız gürültüsüz yaşayamıyoruz!

Gözlerimizi kamaştırıyor sevginin ve dostluğun ışığı

Savaşın kinin nefretin karanlığına sığınıyoruz…

Özveriyi erdemi çöpe atıp bencilliği tahta çıkarıyoruz!

Ondan sonra da “Biz niye böyle olduk?” diye dövünüyoruz…

Erhan TIĞLI

**********044

Mevsim Dönüyor

Şiir Antolojim

Bir ara çay içelim oturup sahilde şöyle
Beylerbeyi mesela deniz olsun görelim
Uzunca seyredelim derin gölgeli zaman
Nereye bakar aklı nereden çıkar duman
Dalgacıkları olsun karşı yakadan bari
İşte böyle azizim çayların demi falan
Güzel günler bakarsın geliverir ardından.

Denizi biz burada ara sıra cam önü
Köy kahvesi olur ya nihayet mekânımız
Köylü deyip geçmek mi azizim olmaz öyle
Köylerimiz olmazsa ne olur ahvalimiz
Şehir bizi yoruyor acımıyor baksana
Stresine hele bak karmaşanın içinden
Çapul gibi parlıyor bakışları aniden.

Böyle olmasın sakın dedimse de nafile
Kimseler dinlemiyor zaten dediklerimi
Bir selam bir tebessüm bir merhaba ile
Gönül genişliğinde bir muhabbet edelim
Nasıl bakabilir yoksa başkasının yüzüne
Birbirine uzak yapyabancı dünyalar
Gücenik rüya gibi dolaşırsa insanlar.

Şaştım kaldım burada
Neden acıları milletin
Ölümleri kırımları bitmiyor.
Böyle böyle dert ortağı oluruz azizim
Dünya nedir, insan kim, burada işimiz ne?

Nurettin Durman
6 0cak 2014cay-siirleri

View original post

Güz Klasiği

Şiir Antolojim

Şehri terleterek dolaşmanın ne sakıncası olabilir
Önemli olan çıkabilmektir kalabalıkların arasından
Orada bir güz klasiği eşliğinde ikindilerin o korkusuz
O mahir o cüretkâr aşka müptela duruşlarında
Şehre dair çok şey vardır mutlaka.

Beni en çok çağıran o ses alakadar ediyor
Çarşıdan geçerken mütemadiyen arkama dönüp
Uzaklaşan sevgilinin gölgesini bulmaya çalıştığımda
Her şeyden bir nişan taktığımda o uçarı ceylanın
Bakışlarında çok şey vardır mutlaka.

Ne olursa olsun yürümeyi sürdürmenin önemi ortada
Bir cihangir gibi dolaşmanın bir derviş gibi oturmanın
Şehri boydan boya iyiliklere boyamanın ne kadar elzem olduğu ortada.
Yüzümdeki ifadeyi anlamışsınızdır
Şehre dair çok şey vardır mutlaka.

11 Ocak 2001
Nurettin Durmansevgilinin-golgesi

View original post

AŞK DİZELERİ

AŞK DİZELERİ

Aşk delidolu akan bir duygu selidir

Gönlümüzde esen çiçekli bahar yelidir

Sevmeyen sevilmeyen kişi ya deli ya da ölüdür

Bizi bencillikten kurtaran onun sımsıcak elidir

Aşk, bahçemizin yediveren gülü…

Dikeni ise sevgiliye kavuşmanın bedelidir

**

Aşk düşüncelerin en derini, duyguları en güzelidir

Sevgi ve dostluğu gereksiz görenler hem enayi hem delidir

Sevmeyen sevilmeyen, kimseyle ilgilenmeyen kişinin yanına

Sokulma, yaklaşma sakın; Aman dikkat; çok tehlikedir!

Erhan Tığlı

*********09

Baba Tâhir Uryân

Gizemli melodiler…

Şiir Antolojim

DÛBEYİTLER (RÛBAİYYÂT)

(1)
Sıkıntı çeken bir vücudum vardır, Ey Tanrı
Hasret çeken bir kalbim vardır, Ey Tanrı
Mesken şevki ile gurbet derdinden
Göğsümde bir ateş vardır, ey Tanrı

(2)
Sensiz Tanrı, bahçede çicek açmasın
Yetişse bile bir kimse onu koklamasın
Sensiz dudağını gülmek için açan herkes
Yüzünü gönül kanından hiçbir zaman yıkamasın

(3)
Kuşak bağlarım, kadek(renkli bez) giyerim
Çark-ı feleğin dönüşünü seveyim
Bütün denizleri baştanbaşa gezeyim ve
Tuzsuz(nankör) iki elimi yıkayayım

(4)
Sen ki göklerin ilmini okumamışsın
Sen ki meyhaneye hiç yolun düşmemiş
Sen ki kendi menfaat ve zararını bilmiyorsun
Yâre nasıl erişirsin yazık yazık!

(5)
Eğer gönül dilberdir, dilber hangisidir?
Ve eğer dilber gönülse, gönülün adı ne?
Gönül ile dilberi birbirine karışmış görüyorum
Gönlün kim, dilberin hangisi olduğunu bilmiyorum. 

(6)
Gece karanlık, yol taşlık ben ise sarhoşum
Kadeh elimden düştü ve kırılmadı
Onu koruyan iyi korumuş
Yoksa yüzlerce kadeh düşmeden kırılmıştır.

(7)
Ey sevgili benim göz çanağım senin evindir

View original post 6,769 more words

Çevre; Yeridir dövse bizi Evire Çevire

ÇEVRE: DÖVSE YERİDİR BİZİ EVİRE ÇEVİRE

Çevre bize kızıyor, kızgınlığını doğal afetlerle dile getiriyor. Depremler, sel felaketleri, toprak aşınması, kuraklık, çoraklık, kirlilik birbirini izliyor. Gölleri kuruttuk, akarsuları kirlettik, denizlerin maviliği aldı başını gitti. Doğanın renklerini soldurduk, her yeri kimyasal atıklarla doldurduk. Kara bulutlar hiç eksilmedi gökyüzümüzden, benliğimizden.

Ozon tabakasında kocaman bir delik açıldı sayemizde. Bu yaptıklarımız bir çeşit delilik ama farkında değiliz hiç. Kendimizi akıllı sanıyoruz. Yarını düşünmüyor, günü gününe yaşıyoruz. Günümüzü mahvettiğimiz yetmiyor, geleceğimizi de karartıyoruz. Bu dünya bize atalarımızın emanetidir. Emanete hıyanet ediyoruz oysa hiç utanıp sıkılmadan.

Kâr hırsıyla bahçeli evleri bozuyor, yerlerine gökyüzüne hançer gibi saplanan, güneşimizi tutuklayıp doğamızı har vurup har vurup harman savuran çiçeksiz bloklar, siteler, apartmanlar dikiyoruz. Doğayı doğallığından çıkarmaktan adeta bir zevk duyuyoruz. Gün ışığını görünce dışarı çıkarak yararlanacağımıza, içeriye ışık girmesin diye pencerelerimizi kalın perdelerle örtüyoruz. Sonra hasta olunca niye hasta olduğumuza şaşırıyoruz. Atalarımızın, “Güneş girmeyen eve doktor girer”, “Ne ekersen onu biçersin”, “Rüzgâr eken fırtına biçer”, “Bakarsa bağ olur, bakmazsan dağ olur” gibi özlü sözlerine kulak vermiyoruz. Damlaya damlaya göl oluyor; O, çöp atıyor, bu kirletiyor, şu tükürüyor derken doğa, doğanın güzelliği buhar olup uçuyor. Sorunlar dağ gibi yığılıyor…

***

Çiçekler yeryüzünün yıldızı, yıldızlar gökyüzünün çiçekleridirler ama gören yok bu güzellikleri. Plazalarda, “center”larda aval aval dolaşıyoruz, yapay, sanal güzellikleri hayranlıkla seyrediyoruz. Karıncalar kadar olamıyoruz, arılar gibi bal yapamıyoruz, kelebeklerin, böceklerin güzelliklere güzellik ekleyen şirinliklerinin farkına bile varamıyoruz. Verimli topraklara fabrika kondurmayı, her tarafı filtresiz fabrika bacalarıyla donatmayı, kirli atıklarımızı akarsulara, denizlere akıtmayı marifet sanıyoruz. Kalkınıyoruz, ilerliyoruz diye burnumuz Kaf dağında, göğsümüzü gere gere geziyoruz. Oysa kuşların ötüşü, rüzgârın esişi, çiçeklerin açışı kadar güzel değil sanatımız. Bilim kötüye kullanılıyor. Eski güzelliklerin gittikçe kaybolduğunu, yozlaştığını göremiyoruz. Bakar körüz, gönül aynamız kir pas içinde. Seyretmeyi seviyoruz, olup biten çirkinliklere seyirci kalıyoruz. Burnumuzun dikine gidiyoruz. Doğayı kendi çirkinliğimize benzetiyoruz. İşin kötüsü bu yozluğa, nobranlaşmaya alışıyoruz, katkıda bulunuyoruz!

***

Unutmayalım ki, çevreyi hor gören güzellikleri zor görür. Ne yaparsa yapsın, özlediği cennete kavuşamaz, tüm umutları suya düşer, kendi cehenneminde çürür. Bir gün bu güzel dünyayı bırakıp gitmek zorunda kalınca bir avuç toprak bulamaz, demire, betona gömülür, tüm çirkinliğiyle. Şiirsizliğe mahkûm olur benliği, masala döner kişiliği…

***

Kendisine ettiğimiz bunca eziyetlerden, işkencelerden sonra, çevre bizi dövse evire çevire, doğa yüzümüze tükürse yeridir.

Çevreyi kirleten, doğaya saygı göstermeyen kişi ne kadar ilerici geçinse de geridir, geri kalmış biridir. Böyleleri övüneceklerine yerinmeli, yerin dibine girmelidir.

Erhan Tığlı8

Vatan Haini

Vatan hainliği görecedir. Ona hain diyenler haindir bugün…

BİRTAKIM YAZILAR

nazim_hikmet_ran_siirleri_siirblog.com_

Nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi hikmet.
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
bir ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
kapkara haykıran puntolarla,
bir ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında amiral vilyamson’un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, amerikan amirali
amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
“amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz dedi hikmet.
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, amerikan üsleri, amerikan bombası,
amerikan donanması, topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
nâzım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

View original post 5 more words

Temas da Pintura: – Por isso é que eu canto… Galeria 8

Eski güzeller başkaydı…

ARTECULTURA

Giovanni Battista Costa, Two Girls Singing

GIOVANNI BATTISTA COSTA


the recital - Jose de Cala y Moya

JOSE DE CALA Y MOYA


The musical party-Albert Ludovici, Jr

ALBERT LUDOVICI JR


when-stars-set- by jan-van-beers (belgian, 1852-1927)-Frank Moss Bennett (British, 1874-1952) - A song of long ago

JAN VAN BEERS                                                   FRANK MOSS BENNETT


Juan Pablo Salinas y Teruel _ Musica in Giardino

JUAN PABLO SALINAS Y TERUEL


Gordon Coutts _The Serenade

GORDON COUTTS


25.-James Sant (english-1820-1916)

JAMES SANT


Achille Zo- A Musical SeranadeThe Concert Singer - Thomas Eakins

ACHILLE ZO                                                             THOMAS EAKINS


William Arthur Breakspeare (1855 - 1914) - A musical interlude

WILLIAM ARTHUR BREAKSPEARE


View original post